dollunay

...SANA BAKMAK.!!!

           

         

 

         

 Sana bakmak 
      bir beyaz kağıda bakmaktır 
        her şey olmaya hazır... 
       Sana bakmak
     suya bakmaktır
   gördüğün suretten utanmak...
     Sana bakmak
       bütün rastlantıları reddedip
    bir mucizeyi anlamaktır... 

19:00 - 1/6/2006 - yorum {yok} - yorum yaz

...SEWECEKSEM BÖYLE SEWMELİYİM...


Bİr Gece Dilim Tutulmalı Ay GÖkteyken,
Gİrdabına DÜŞmeliyim YalnizliĞin
İhanetİn Adini Bİlmemelİyİm
Ya Da UĞramamali Yalanlar Beynİme.
Zİndandan Mektuplar Yazmaliyim
Penceremde Bİr Karanfİl Solmali,
İÇİmde TebessÜmler..

Bİr Yakin İklİm Olmalisin Bana.
Ah Ederken,
GÜn GÖrmemİŞ Bİr Yildiz Kaymali.
Seveceksem BÖyle Sevmelİyİm
YaŞayacaksam BÖyle..

BaŞucumda Kara Bİr Kİtap Bulunmali
Her Sayfaya Adimi Yazmaliyim.
Hayallerİm GÖkte YildizlaŞirken,
Lanet Etmelİyİm Şansima, Tutunamayışıma
Aklima GeldİĞİn Anlardakİ Kahroluşuma
Seveceksem BÖyle Sevmelİyİm,
Kahrolacaksam BÖyle..

Bİr BaŞkasi DedİĞİnde Dİk Olmaliyim
Ya Da Yabanci Bİrİsİ, Senİn İÇİn
İÇİmİn Kan Revanini GÖrmemelİsİn.
Firtinalar Koparken İÇİmde,
Dudaklarim SÜt Lİman Olmali
Bİlmemelisin YÜreĞİmİn EzİklİĞİnİ
Sevgİmİ DaraĞacina Asarken,
Ellerİm Tİtrememelİ
Seveceksem BÖyle Sevmelİyİm,
Kaybedeceksem BÖyle..

Gİt Dersen Gİtmelİyİm, Yalandan Da Olsa
GÖrmemelİsİn Benİ Arkanda
Hep KÖŞebaŞlarindan Bakmaliyim Sana
Her GÜn Hayalİn GeÇmelİ Kapimin ÖnÜnden
Sana Benzeyenlerİ Sen Sanmaliyim
Seveceksem BÖyle Sevmelİyİm,
Kanacaksam BÖyle..

Veda Edeceksem BÖyle Etmelİyİm
Yaninda Bİr Yanini Da GÖtÜrerek,
Sessİzce Ayrilmaliyim Bu Dİyardan.
Ben MeÇhule KariŞirken,
Sen Kirmizi Bİr GÜl Bulmalisin..(?)

Ecel BaŞucuma Dayanirken
Kİmse Bİlmemelİ
Seher Vaktİ Kapim Çalinmali
Sen Uykudayken, Alem Uykudayken
DÜŞlerİm, Ümİtlerİm, Hepsİ Uykudayken..
Ümİdİmİ İsmİne GÖmmelİyİm!
GÖzlerİm BoŞluĞa Bakarken,
Hafİften Bİr YaĞmur YaĞmali
Seveceksem BÖyle Sevmelİyİm,
Öleceksem BÖyle!

 

 

 

YÜREK ÇAĞRISI

Şarkılarla bezeniyor ufuklar
Yüreğim patlıyor dağbaşlarında
Yüreğim
Sancımı duyar mısın yaralarında
Kuş seslerinde yas nağmeleri
Şarkılar sabır ve çile makamında

Mendilimde öfke çıkınımda bilinç
Uykusuz kalır mısın kitaplarıma
Dudaklarımda hüzün
Avuçlarımda sevinç
Kulak verir misin çığlıklarıma
Dağları aşarak gelmişim sana

Demir kapıları kırarak
Işık olur musun karanlıklarıma
İsterim ki senden
Yaylalarda otlak olasın
Ovalarda ırmak olasın
Yayılasın göğsümün kırlarına
Sarasın beni sarasın

Dalların sevdası düşmüş toprağa
Olgun meyvelere hasret gençliğimiz
Zamanın billur çağlayanı
Gürül gürül akarken avuçlarımızda
Bir damla yağmur adına
Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz
Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam
Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz

Ateşler yine parlıyor dağlarda
Dolular yine kırıyor çiçekleri
Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri
Bulutları delen ışıklar
Ezik ve kinli
Aydınlık iri
Sanki kocaları işkencede kadın gözleri

Nasıl kapanır bu kanayan yara
Nasıl anlatılır ki sana bu hal
Terimde tuz gözyaşımda bal
Bağdaş kurar mısın soframa
Gözlerimde umut yüreğimde aşk
Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama

İsterim ki senden
İnancıma asık olasın
Zindanıma ışık olasın
Yürüyesin gönlümün yollarına
Sorasın beni sorasın

İnce kabukları zorlanıyor zamanın
Gelecek damlıyor yorgun havuzlara
Damlalarla yılların gelin yüzü
Suların üstünde koskoca bir çağ
Umutlar sığmaz oluyor alanlara

Baharda gazel dökme bahçelerime
Ben yaşamayı bilmez miyim
Çocuklarım okul yollarında
Okullarım sabah kollarında
Sanki güzellikleri görmez miyim
Papatya beyazlığında ölüm sarısı
Karanfil kıvrımlarında kan
Bu çiçekler uğruna ölmez miyim
De gülüm ben seni sevmez miyim

Bahar değil acı yükleniyor dallarıma
Yapraklarımda ayrılık
Meyvelerimde gurbet
Vuslat olup gelir misin kollarıma
Ellerimde kış saçlarımda kar
Cemre olup düşer misin toprağıma

İsterim ki senden
Yılgınlıkta inanç olasın
Zulme karşı direnç olasın
Gömülesin aşkımın sularına
Göresin beni göresin

Göresin ki destan edesin
Söyleyesin dillerden dillere
Bir türkünün dizelerinde
Bir kavalın nağmelerinde
Alıp başını gidesin
Bağrı yanık yeller üstünde
Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma
Kırasın karanlıklarımı kırasın

 

SEZAİ KARAKOÇTAN...

 

MONA ROZA

Mona Rosa siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah senin yüzünden kana batacak
Mona Rosa siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Rosa bugün ben de bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Rosa seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Rosa ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Ben de çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatır her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mum ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli olur bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin, ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat on ikidir, söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konarlar bahçemin incirlerine
Kiminin rengi ak, kiminin sarı
Ah beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O sakin bakışlar bir su kenarında
Ki ben Mona Rosa bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle bir saza
En güzel türküyü bir kuşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa

Artık anla beni muhacir kızı
Anla ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı etrafımı
Artık anla beni muhacir kızı

Yağmurdan sonra büyürmüş başak
Meyveler sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurdan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler, o korkulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir gülümsemene
Bir tüy ki kapalı geceye güne
Altın bilezikler, o korkulu ten

Mona Rosa siyah güller, ak güller
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah senin yüzünden kana batacak
Mona Rosa siyah güller, ak güller

 

İSTANBUL'A DAİR

                                        

 

                             

                                                   

 

                                   

 

                            

                      

                            

      

                       Canım İstanbul

 

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul`da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul…

Necip Fazıl Kısakürek

18:37 - 1/6/2006 - yorum {1} - yorum yaz

Son Sayfa


Tanım
Seni yaşamak, Her nefesine ölümü sığdırıp İki gülüşünle hayata bakabilmekmiş... "İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Eleştirilmekten korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
resim

Son yazılar
- BiT@NeMe....
- ...Çok Özel Birine....
- Başlıksız
- ....ŞİİRE DAİR....
- ....ŞİİRLER...
- ...BaNa Daİr....
- ahmet_gelibolu...
- ...ÖYLESİNE SEWMİŞTİM...
- ...BÜTÜN BUNLARA RAZIMISIN...
- ...SUSUYORUM...
Kategoriler

Arkadaşlarım
- vahip
- 191919
- cimkim
- cihadasevdali
- djcucu