dollunay

....ŞİİRE DAİR....

 

 

SEN

 

 Sen esirliğim ve hürriyetimsin
Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin
Sen memleketimsin

Sen ela gözlerinde yeşil hareler,
Sen büyük,güzel ve muzaffer,

Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin

 

 

 

BİRİCİK SEVGİLİM

 

Sen allah tan istediğimsin

göklere uzanan elimsin

sen gözümden süzülen yaş

tek düşüncem hasretimsin

sen her gece rüyama giren bitanem sewgilimsin

sen mutluluğa duyulan özlem

tek çarem kaderimsin

sen söylemek istediğimfakat söyleyemediğim

biricik sewgilim sewgimsin

 

 

 

SEN;
Yüreğimden bile kıskandığım,
Kimseyle paylaşmaya kıyamadığım,
Ve doyamadığım hislerimsin...
Gelip, geçerken caddelerden,
Haykırmak isteyipte, haykıramadığım,
Söyleyemediğim,
Boğazımda düğümlenen,
Sözcüklerimsin...

Bir duygusun,
Gözümde bir yaş....
Yüreğimin tek sahibisin, SEN...
Bazen hayellerim,
Bazen gerçeğim...
Neşem, sevgim, hasretimsin...

SEN;
Rüyalarımı süsleyip,
Sonradan, apansızca giden...
Her geceyarısı uykularımı bölensin...
Sabahları, araladığımda penceremi,
Yedi tepeli şehrimin üzerine,
Gün gibi, güneş gibi,
Doğan şeysin...

SEN;
Seni sevdiğimden bile habersiz,
Başka hayellerle yaşayan...
Bir gülün peşinden koşarken,
Ezipte geçtiğn beni,
Tanımayan kimsesin...
Dahası,
Gözlerime bakmaktan bile çekinen,
Baksan bile,
Sana olan nice sevgimi görmezden gelen,
Beni, deli edensin...

Sensizliği bile,
Seni bana hatırlatıyor diye,
Sevebildğimsin, SEN...
Bu kirli şehirde, Bir an için de olsa,
Seni hissedebilmek için,
Senin kokuna varabilmek için,
Soluduğum nefessin...

SEN;
Beni gözyaşlarımla tanıştıran,
Yüreğime, binlerce dert,
Binlerce acı veren...
Beni yok eden,
Sebebimsin

SEN;
Gecelerin neden,
Seni özletmeye yetecek kadar, uzun...
Neden,
Seni sığdıramayacak kadar, kısa olduğunu,
Anlayamayacak kadar,
Bencilsin...

Ama, yinede
Her an aklımda olduğunu...
Seni sevmeyi, kendime ibadet bildiğimi...
Senden başka kimseyi...
Ama kimseyi,
Düşünemediğimi bilmeli,
Sende beni,
Benim seni sevdiğim gibi,
Sevmelisin...

Seni artık, ne yüreğimden,
Ne de düşlerimden söküp atabilirim, inan...
Çünkü, sen benim,
Bitmek tükenmek bilmeyen efsanemsin...
Çünkü SEN;
Gökkuşağındaki yedinci renksin...
Çünkü SEN;
SEN var ya SEN...
SEN, kısacası,
Benim
Biricik
SEVGİLİMSİN

 
 
 
 

AĞLAMAK İÇİN GÖZDEN YAŞMI AKMALI

 

 

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

 

 

DİYEBİLSEYDİM

 

 


Anladım diyemem ki! Suçluyum
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım, gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
Oysa neler düşünürdüm sen yokken
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
Ayrılık başlayınca ben biterdim
En kötüsü beni koyup gitmendi
O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz
Ve nice yıllar kovalardı birbirini
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler
Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

 

 

NECİP FAZILDAN...

 

 

 

SAKARYA

 

 


İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

 

 


MUHASEBE

 

 

Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri!
Sadece beyni zonklayanlardan biri!
Bakmayın tozduğuma meşhur Babıalide!
Bulmuşum rahatımı ben bir tesellide.
Fikrin ne fahişesi oldum, ne zamparası!
Bir vicdanın, bilemem, kaçtir hava parası?
Evet, kafam çatlıyor, güya ulvi hastalık;
Bendedir, duymadığı dertlerle kalabalık.
Büyük meydana düştüm, uçtu fildişi kulem;
Milyonlarca ayağın altında kaldı kellem.
Üstün çile, dev gibi geldi çattı birden! Tos!!
Sen cüce sanatkarlık, sana büsbütün paydos!
Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle;
Ve cemiyet, cemiyet, yok edilen guruhiyle...
Çok var ki, bu hınç bende fikirdir, fikirse hınç
Genç adam, al silahı; iman tılsımlı kılınç!
İşte bütün meselem, her meselenin başı,
Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprübaşı!
Tırnağı en yırtıcı hayvanın pençesinden,
Daha keskin eliyle, başını ensesinden,
Ayırıp o genç adam, uzansa yatağına;
Yerleştirse başını, iki diz kapağına;
Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi?
Yetiş, yetiş, hey sonsuz varlık muhasebesi!
Dışımda bir dünya var, zıpzıp gibi küçülen,
İçimde homurtular, inanma diye gülen...
İnanmıyorum, bana öğretilen tarihe!
Sebep ne, mezardansa bu hayati tercihe?
Üç katlı ahşap evin her katı ayrı alem!
Üst kat: Elinde tespih, ağlıyor babaannem,
Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve aşıkları,
Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları;
Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;
Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim!
Bu ne hazin ağaçtır, bütün ufkumu tutmuş!
Kökü iffet, dalları taklit, meyvesi fuhuş...
Rahminde cemiyetin, ben doğum sancısıyım!
Mukaddes emanetin dönmez davacısıyım!
Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana;
Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.
Zaman, korkunç daire; ilk ve son nokta nerde?
Bazı geriden gelen, yüzbin devir ilerde!
Yeter senden çektiğim, ey tersi dönmüş ahmak!
Bir saman kağıdından, bütün iş kopya almak;
Ve sonra kelimeler; kutlu, mutlu, ulusal.
Mavalları bastırdı devrim isimli masal.
Yeni çirkine mahkum, eskisi güzellerin;
Allah kuluna hakim, kulları heykellerin!
Buluştururlar bizi, elbet bir gün hesapta;
Lafını çok dinledik, şimdi iş inkılapta!
Bekleyin, görecektir, duranlar yürüyeni!
Sabredin, gelecektir, solmaz, pörsümez Yeni!
Karayel, bir kıvılcım; simsiyah oldu ocak!
Gün doğmakta, anneler ne zaman doğuracak?

 

HATRINA DÜŞECEĞİM

 


Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!

Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir Şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!

Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.!

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

19:17 - 4/6/2006 - yorum yaz

yokk

sakarya şiirini çok seviyorum hatta onun 52 mısrasını da ezbere biliyorum en çok sevdiğim şiirlerden biri SAKARYA!=)

isimsiz - 2007-05-25 22:47:38 - 2007-05-25 22:47:38

slm

sayfanız çok hoş.başarılarınızın devamını dilerim esen kalın.

yilmazsigirtmac - 2007-02-07 17:49:15 - 2007-02-07 17:49:15

selam

yaptıgım yorumdan vaz geçtim sadece son kıta deyil şiirin büyük bir bölümü yanlış düzeltene kadar neler çektim isterseniz şiiri araştırın tekrar yazın bu şiir böyle deyil yazıldıgı gibi

mehmet - 2007-02-04 20:37:49 - 2007-02-04 20:37:49

selam

selam ((( hatırına düşecem ))) ben bu şiiri 19 aralık 1999 tarihinde rodyo tatlısesin aslan güvenle gece yolvcuları pogramında dinlemiştim uzun zaman oldu bazı gözlerini unutmuştum yeniden okuyunca çok sevindim ama son kıtası dyimiş geldi acaba ozaman dinlediyimmi yanlıştı yoksa bumu yanlış gerçi çok önemli bir sorun deyil ben yinede çok sevindi bu şiirin karşıma çıkmasından dolayı çok çok tşk. kendinize iyi bakın hoşça kalın byy

metmet - 2007-02-04 20:19:39 - 2007-02-04 20:19:39

slm

ağlamak için sadece gözen yaş gelmez kalbinde içinde ağlayabilir insan sözleriylede öldürür dünyada o kadar güzel ler ama hiç bir işe yaramazlar kalplerinde o kadar kötülük vardırki ama çirkin ler vardır gönülleri güzeldir işte bunları sevmek lazım bunlara değer vermek lazım umarım beni anlamıştırsın yazın çok güzel süper ama biraz sitem var sanki acılarla dolusunuz sanırım tahminime göre ellerinize sağlık

nurten4561 - 2006-06-06 10:48:14 - 2006-06-06 10:48:14

selam

çok hoş siten var başarılar bloguma arada bir ugra:)

sedanur - 2006-06-05 19:21:04 - 2006-06-05 19:21:04

Son Sayfa Sonraki Sayfa


Tanım
Seni yaşamak, Her nefesine ölümü sığdırıp İki gülüşünle hayata bakabilmekmiş... "İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Eleştirilmekten korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
resim

Son yazılar
- BiT@NeMe....
- ...Çok Özel Birine....
- Başlıksız
- ....ŞİİRE DAİR....
- ....ŞİİRLER...
- ...BaNa Daİr....
- ahmet_gelibolu...
- ...ÖYLESİNE SEWMİŞTİM...
- ...BÜTÜN BUNLARA RAZIMISIN...
- ...SUSUYORUM...
Kategoriler

Arkadaşlarım
- vahip
- 191919
- cimkim
- cihadasevdali
- djcucu